Sosyalist Kitaphane  
''Öğretimiz Dogma Değil Eylem Klavuzudur''
Go Back   Sosyalist Kitaphane > EDEBİYAT > Edebiyat - Türkiye > Şiir > Şiir-A-B-C-D-E-F
''MARX - ENGELS''
Cevapla
 
Bookmark and share LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 21-11-2010, 00:45
Sosyalist2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Moderator
 
Standart Ahmed Arif Tüm Şiirleri

AHMED ARİF ŞİİRLERİ







ADILOŞ BEBENIN NINNISI

AKŞAM ERKEN INER MAHPUSHANEYE

ANADOLU

AY KARANLIK

BIR AKŞAM ÜSTÜDÜR

BU ZINDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI

DIYARBEKIR KALESINDEN NOTLAR VE ADILOŞ BEBE

HABERIN VAR MI TAŞ DUVAR?

HANI KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN

HASRETINDEN PRANGALAR ESKITTIM

IÇERDE

KALBIM DINAMIT KUYUSU

KARA

KARANFIL SOKAGI

LEYLIM LEYLIM

MERHABA

ONUR DA AGLAR

OTUZÜÇ KURŞUN

ÖYLE YIKMA

RÜSTEMO

SEVDAN BENİ

ŞIIR 1-2

SUSKUN

TOGLIATTI

TUTUKLU

UNUTAMADIGIM

UY HAVAR

VAY KURBAN

YANLIZ DEGILIZ

YURDUM BENIM ŞAH DAMARIM



1 BİYOGRAFİ
1927'de Diyarbakır'da doğdu, 2 Haziran 1991'de Ankara'da yaşamını yitirdi. Ortaöğrenimini
Diyarbakır Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe
Bölümü öğrencisiyken 1950'de Türk Ceza Yasası'nın 141. maddesine aykırı davranmak
suçlamasıyla tutuklandı. 1952'de gizli örgüt kurma iddiasıyla yine tutuklandı. 2 yıl hepsi hüküm
giydi. Cezaevi günleri sona erince Ankara'ya yerleşti. Bir süre plan kopya teknisyeni olarak
çalıştı. Ankara'daki gazeteler ve dergilerde teknik işlerle uğraşarak yaşamını kazandı.
Gazetecilikten emekliye ayrıldı.
İlk şiiri "Millet" dergisinde yayınlandı. Asıl sanatını ve kişiliğini 1948-1954 arasında Yeryüzü,
Beraber, Seçilmiş Hikayeler, Yeni Ufuklar, Kaynak dergilerinde yayınlanan şiirleriyle ortaya
koydu. Ardından uzun bir suskunluk dönemine girdi. 1968'de tek kitabı olan "Hasretinden
Prangalar Eskittim"
yayınlanınca, çok büyük bir yankı uyandırdı. Kitap yayınlanmasından sonraki 12 yılda 18 baskı
yaptı. Orhan
Veli 'ni
n etkisinin sürdüğü bir dönemde şiire başlayan Ahmet Arif,
Nâzım Hikmet
'in açtığı yolda yürüdü. Ondan aldığı şiirselliği bir Anadolu duyarlılığı ve özlemiyle genişletti. Şiiri
çoğunlukla
türküler
e dayalı görünse de halk kaynaklarının olanaklarını, türkülerin ötesinde aradı.
Günümüz şiirini de büyük ölçüde etkiledi. Şiirinde ritmin büyük yeri vardır. Ama onda ritim sese
değil söze dayandığından daha derinlere inerek büyük bir lirizmin kaynağı olur. Doğu Anadolu
insan malzemesini bu lirizmin içinde yoğurarak gerçekçi şiirdeki didaktizm tehlikesini aşmayı
bildi. Özellikle imge konusunda yaptığı sıçramayla genç şairlere örnek oldu.
1 / 2
1 BİYOGRAFİ
Cuma, 27 Şubat 2009 13:09 - Son Güncelleme Salı, 29 Aralık 2009 09:14
Gazete ve dergilerde yayınlanan düzyazılarıyla da 1950 kuşağı olarak anılan şair ve yazarların
büyük bölümünde izler bıraktı. Şiirlerinin çoğu bestelendi.



ADILOŞ BEBENIN NINNISI

Dogdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldir şimdi memeye,
Saldir da büyü...
Bunlar,
Engerekler ve çiyanlardir,
Bunlar,
Aşimiza, ekmegimize
Göz koyanlardir,
Tani bunlari,
Tani da büyü...
Bu, namustur
Künyemize kazinmiş,
Bu da sabir,
Agulardan süzülmüş.
Saril bunlara
Saril da büyü.
AHMET ARİF
1 / 1


AKŞAM ERKEN INER MAHPUSHANEYE
Akşam erken iner mahpusaneye.
Ejderha olsan kar etmez.
Ne kavgada ustaligin,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alip götüren hasrete.
Akşam erken iner mahpusaneye.
Iner, yedi kol demiri,
Yedi kapiya.
Birden, aglamakli olur bahçe.
Karşida, duvar dibinde,
Üç dal gece sefasi,
Üç kök hercai menekşe...
Ayni korkunç sevdadadir
Gökte bulut, dalda kaysi.
Başlar koymaga hapislik.
Karanlik can sikintisi...
"Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,
Bense volta´dayim ranza dibinde
Ve hep olmayacak şeyler kurarim,
Gülünç, acemi, çocuksu...
Vurulsam kaybolsam derim,
Çirilçiplak, bir kavgada,
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlik da.
Hiçbiri olmaz halbuki,
Geçer süngüler namluya.
Başlar gece devriyesi jandarmalarin...
Hirsla çakarim kibriti,
Ilk nefeste yarilanir cigaram,
Bir duman, kendimi öldüresiye.
Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
Ama akşam erken iniyor mahpusaneye.
Ve dişarda delikanli bir bahar,
Seviyorum seni,
Çildirasiya
AKŞAM ERKEN INER MAHPUSHANEYE


ANADOLU
Beşikler vermişim Nuh´a
Salincaklar, hamaklar,
Havva Ana´n dünkü çocuk sayilir,
Anadoluyum ben,
Taniyor musun ?
Utanirim,
Utanirim fukaraliktan,
Ele, güne karşi çiplak...
Üşür fidelerim,
Harmanim kesat.
Kardeşligin, çalişmanin,
Beraberligin,
Atom güllerinin katmer açtigi,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarinda,
Kalmişim bir başima,
Bir başima ve uzak.
Biliyor musun ?
Binlerce yil sagilmişim,
Korkunç atlilariyla parçalamişlar
Nazli, seher-sabah uykularimi
Hükümdarlar, saldirganlar, haydutlar,
Haraç salmişlar üstüme.
Ne Iskender takmişim,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmişim...
Görüyor musun ?
Nasil severim bir bilsen.
Köroglu´yu,
Karayilani,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultani ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasil severdi.
Bir bilsen, Urfa´da kurşun atani
Minareden, barikattan,
Selvi dalindan,
Ölüme nasil gülerdi.
ANADOLU
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?
Öyle yikma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
Içerde, dişarda, derste, sirada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladin,
Firsatçinin, fesatçinin, hayinin...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tirnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasil yeniden yaratilirim,
Namuslu, genç ellerinle.
Kizlarim,
Ogullarim var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçasi.
Kaç bin yillik hasretimin koncasi,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anliyor musun ?

AY KARANLIK
Maviye/Maviye çalar gözlerin,
Yangin mavisine/Rüzgarda asi,
Körsem/Senden gayrisina yoksam
Bozuksam/Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlik...
Itten aç/Yilandan çiplak,
Vurgun ve bela
Gelip durmuşsam kapina
Var mi ki doymazligim?
Ille de ille/Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?
Oturmuş yazicilar
Fermanim yazar
N´olur gel,
Ay karanlik...
Dört yanim puşt zulasi,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cigaramdan yanar.
Alnim öperler,
Suskun, hayin, çiyansi.
Dört yanim puşt zulasi,
Dönerim dönerim çikmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş
Etme gel,
Ay karanlik...


BIR AKŞAM ÜSTÜDÜR
Bir akşamüstüdür şarabî
Bahçeler ve daglar üzre hükümran;
Tam dünyayi dolaşmak saatindesin.
Ay işigi su içer birazdan.
Kizarmiş kalçalarini çanlar
Alabildigine vurur.
Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerinin emegi,
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanir durur.
Bir akşamüstüdür katil, muhteşem
Alip götürmüşler dost dedigini
Almiş rüzgârlar içini,
Ümide benzer, sevdaya benzer...
Soguk bir namludur kör ve pusuda
Ense kökünde zulüm,
Ve sermiş cânim sofrasini dört başi mâmur
Burnun dibine hürriyet.
Seviyorum mümkün degil;
Aranizda kurşun, yasak bölge var
Sen genç, sevdan ölünecek kadar güzel
Kanunu yapanlar ihtiyar.

BU ZINDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI
Gördüler
Yedi cihan,
In, cin Kaf daginin ardindakiler,
Kitlik da kiran da olsa
Gördüler analar neler dogurur
Aman aman hey...
Dünyalar vardir elvan,
Bir su damlasinda, bir kil ucunda,
Meyvalar vardir, meyvalar,
Agaci, omcasi yok,
Sana vurgun, sana dost.
Beride Kabil´in murdar baltasi
Ve kan degirmenleri,
Kader kahpesi.
Beride borazancilari o puşt ölümün,
Hazir irzini vermege
Yigitler vuruldukça.
Timsah kismi çünkü yavrusunu yer
Akarsu duruldukça.
Cadi, yalan hamurunu dag - dag yogurur
Aman aman hey
Bu zindan, bu kirgin, bu can pazari,
Macera degil.
Yaşamak, sade "yaşamak"
Yosun, solucan harcidir.
Öyle açar ki murat.
Susuz, güneşsiz de kalsa, koparilsa da
Şavki, bulut güllerinden daha bir suna,
Daha bir burcu - burcudur.
Bu zindan, bu kirgin, bu can pazari
Macera degil
Sardigim topragimin altin sabridir.
O sert, erkek hüznüdür lahza başinda
Cigara degil.
Ve sevgilim uykusunda bagrir
Aman aman hey...
Meltemin bir tadi, ustura agzi
Biri, kiz memesi, tilsim,
Yagmurun bir damlasi süzülmüş küfür,
Bir damlasi, aşk.
BU ZINDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI
Senin uykularin hayin,
Düşlerin kardeş.
Duyar misin, anlayip sizlar misin ki?
Gece, samanyollarinda rüzgar çikincaya dek,
Misralarim kardeş - kardeş çagirir
Aman Aman hey...
Serabin bir sonu vardir,
Ufkun, siradagin sonu.
Uçarin, kaçarin bir sonu vardir
Senin sonun yok.
Mandalarin, kavaklarin pazari olur,
Senin pazarin olamaz.
Sensiz nar çatlamaz, bebek giii demez.
Beni böyle şair, divane etmez,
Kizimin çatal gögsü.
Senin yüzün suyu hürmetinedir
Bugdalara, cevizlere yürüyen
Kara topragin ak südü...
Bir bilsen kimlere tasa, kedersin,
Anlar misin, şaşirip aglar misin ki?
Bir bilsen kardeşlerim ne can çocuklar
Ve bilsen nasil vurur beni bu duvar.
Akşam - akşam, kara sevdam agarir
Aman, aman hey...

DIYARBEKIR KALESINDEN NOTLAR VE ADILOŞ BEBE
1.
Varamaz elim
Ayvasina, narina can dayanamazken,
Kirar boynumu yürürüm.
Kurdun, kuşun bilecegi hal degil,
Sormayin hiç
Laaaaal...
Kara ferman çikadursun yollara,
Yarin bahçesi tarumar,
Kan eder perçem
Olancasi bir tutam can,
Kadasina, belasina sundugum,
Ben öleydim loooy...
Elim boş,
Ayagim pusu.
Bir ben bilecegim oysa
Ne afat sevdim.
Bir de agzi var dili yok
Diyarbekir Kalesi...
2.
Açar,
Kan kirmizi yediverenler
Ve kar yagar bir yandan,
Savrulur Karacadag,
Savrulur zozan...
Bak, biyigim buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadikça uzadi,
Seni, baharmişin gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskin gelmez ki
Seni düşünmenin tadi...
3.
Hamravat suyu dondu,
Diclede dört parmak buz,
Biz kuyudan işliyoruz kaba - kacaga,
Çayi kardan demliyoruz.
Anam sir gibi saklar siyatigini,
"Yel" der, "Baharin geçer".
DIYARBEKIR KALESINDEN NOTLAR VE ADILOŞ BEBE
Bacim, ikicanli, agir,
Güzel kizdir, bilirsin.
Ilki bu, bir yandan sakli utanir
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi.
Bir can daha çogalacagiz bu kiş.
Bebegim, neremde saklayim seni?
Hoş gelir,
Safa gelir,
Ahmed Arif´in yegeni...
4.
Dogdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldir şimdi memeye,
Saldir da büyü...
Bunlar,
Engerekler ve çiyanlardir,
Bunlar,
Aşimiza, ekmegimize
Göz koyanlardir,
Tani bunlari,
Tani da büyü...
Bu, namustur
Künyemize kazinmiş,
Bu da sabir,
Agulardan süzülmüş.
Saril bunlara
Saril da büyü.

HABERIN VAR MI TAŞ DUVAR?
Haberin var mi taş duvar?
Demir kapi, kör pencere,
Yastigim, ranzam, zincirim,
Ugrunda ölümlere gidip geldigim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil sogan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Daglarina bahar gelmiş memleketimin..

HANI KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN
Yigit harmanlari, yiginaklar,
Kurulmuş çetin daglarinda vatanlarin.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayinlar, amana gelmiş,
Yetim hakki sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...
Demdir,
Derya dibinde yanginlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayis...
Uçmuş, bir kuştüyü hafifliginde,
Çelik kadavrasi korugan´larin.
Ölünmüş, canim,ölünmüş
Murad alinmiş...
Gelgelelim,
Beter, bize kismetmiş.
Ölüm, böyle alti okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barişa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygisiz, rahat,
Otuziki dişimizle gülmege,
Doyasiya sevişmege,yemege...
Kaç yol, aglamakli olmuşum geceleri,
Asil, bizim aramizda güzeldir hasret
Ve asil biz biliriz kederi.
Içim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta biçagi,kinsiz,uyanik,
Ve genç bir misradir
Filinta endam...
Neden, neden alnindaki yikkinlik,
Bakişlarindaki öldüren bugu?
Kaç yol aglamakli oluyorum geceleri...
Nasil da almiş aklimi,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kinanmak, yigit başina.
Bu, ne ayip, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
HANI KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN
Evet, aglamakli oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun siksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasil issiz, nasil karanlik...
Ve zehir - zikkim cigaram.
Gene bir cehennem var yastigimda,
Gel artik...

HASRETINDEN PRANGALAR ESKITTIM
Seni anlatabilmek seni.
Iyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dişarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadim,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarina kan gülleri takayim,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bagirabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yildiza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en issiz dalgasina
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tilsimini ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payi yok, apansiz inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalip gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yoklugun, Cehennemin öbür adidir
Üşüyorum, kapama gözlerini...

IÇERDE
Haberin var mi taş duvar?
Demir kapi, kör pencere,
Yastigim, ranzam, zincirim,
Ugruna ölümlere gidip geldigim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?
Görüşmecim yeşil sogan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram
Daglarina bahar gelmiş memleketimin...

KALBIM DINAMIT KUYUSU
Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
Aşkla, aciyla...
Kuşatmişlar
Sesimi, solugumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payim
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltindayim.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluga
Benim olursun.
Amansiz sarmasinda
Kollarimin
Esrik,
Çiglik çigliga
Erir, kar gibi vücudun...
Nicedir,
Kahpe agzinda
Bir salgin,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başimiza zindan dünyamiz.
Biz ki
Yariniyiz halkin,
Umudu, yüzakiyiz,
Hinci, namusu...
Şafaklari,
Taa şafaklari
Hey canim,
Kalbim
Dinamit kuyusu...
KALBIM DINAMIT KUYUSU

KARA

Çarpmiş,
Paramparça etmiş,
Kara sütü, kara sevdayla seni...
Ve kara memelerinde dişlerin asi,
Karadir, upuzun yattigin gece,
Felek, ah ettirir, boynun kil-ince...
Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde
Sizlar bir yerlerin
Adsiz ve kayip
Sizlar, usul-usul, dargin
Ve kan tadinda bir konca,
Damitir kendini misralarinca...
De be aslan karam,
De yigit karam,
Hangi kalemin yazisi,
Zorlu yazisi,
Belanda?
Anadan dogma nişan mi,
Sütlü barut damgasi mi,
Bir gece parçasi mi kaburgandaki?
Kiz kakülü, ne hal eylermiş teni,
Ellerin, deli hoyrat,
Ellerin, susuz, yangin.
Ellerin ooooy alarga...
De be aslan karam,
De yigit karam,
Hangi güzelin diş yeri,
Mavi diş yeri,
Sevdanda?
Vurmuş,
Demirlerin çapraz gölgesi,
Alnin galip ve serin.
Künyen çizileli kaç yildiz uçtu,
Kaç ayva sarardi, kaç kiz sevişti,
Gelmemiş, kimselerin...
De be aslan karam,
De yigit karam,
Hangi zehirin meltemi,
Saran meltemi,
KARA
Hülyanda?
Hakikatli dostun muydu,
Can koydugun ustan miydi,
Bir uyumaz hasmin miydi,
"Ooooof" de bunlar olsun muydu?
De be aslan karam,
De yigit karam,
Hangi kahpenin hançeri,
Sakli hançeri,
Yaranda?

KARANFIL SOKAGI
Tekmil ufuklar kişladi
Dört yön, onalti rüzgar
Ve yedi iklim beş kita
Kar altindadir.
Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasillar
Ray, asfalt, şose, makadam
Benim sarp yolum, patikam
Toros, Anti-toros ve asi Firat
Tütün, pamuk, bugday ovalari, çeltikler
Vatanim boylu boyunca
Kar altindadir.
Dögüşenler de var bu havalarda
El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
Ümit, öfkeli ve mahzun
Ümit, sapina kadar namuslu
Daglara çekilmiş
Kar altindadir.
Şarkilar bilirim çig tutmuş
Resimler, heykeller, destanlar
Usta ellerin yapisi
Kolsuz, yari çiplak Venüs
Trans-nonain sokagi
Garcia Lorca´nin mezari,
Ve gözbebekleri Pierre Curie´nin
Kar altindadir.
Duvarlari kati sabir taşindan
Kar altindadir varoşlar,
Hasretim nazlidir Ankara.
Dumanli havayi kurt sevsin
Asfalttan yürüsün Aralik,
Sevmem, netameli aydir.
Bir başka ama bilemem
Bir kaçinci bahara kalmiştir vuslat
Kalbim, bu zulümlü sevda,
Kar altindadir.
Gecekondularda hava bulanik puslu
Altindag gökleri kümülüslü
Ekmege, aşka ve ömre
Küfeleriyle hükmeden
KARANFIL SOKAGI
Cigerleri küçük, elleri büyük
Nefesleri yetmez avuçlarina
-Ilkokul çaginda hepsi-
Kenar çocuklari
Kar altindadir.
Hatip Çay´in öte yüzü iliman
Bulvarlar çakirkeyf Yenişehir´de
Karanfil Sokaginda gün açmiş
Hikmetinden sual olunmaz degil
"mucip sebebin" bilirim
Ve "kafi delil" ortada...
Karanfil sokaginda bir camli bahçe
Camli bahçe içre bir çini saksi
Bir dal süzülür mavide
Al - al bir yangin şarkisi,
Bakmayin saksida boy verdigine
Kökü Altindag´da, Incesu´dadir.


LEYLIM LEYLIM
Leylim - leylim dünyamizin yarisi
Al - yeşil bahar,
Yarisi kar olanda
Gene kavim - kardaş, can - cana düşman,
Gene yedibogum akrep,
Sari engerek,
Alnimizin akliginda puşt işi zulüm
Ve canim yari geceler
Çift kanat kapilarina karşi daragaçlari,
Mahpusanede çeşme
Yandan akar olanda,
Gelmiş yoklamiş ecel
Kaburgam arasindan.
Yoklasin hele...
Çagidir, can dayanmaz,
Çagidir, en çatal, en asi,
Cehennem koncasi memelerinin.
Çagidir, kirk gün - kirk gece
Kollarin boynuma kement,
Ha canim kötüye inat...
Vah ki ne desem,
Kurşunlari namlulara sürülü,
Iki elleri kan,
Baskincilar uykumuzu yikar olanda,
Alir yüregim:
Yankin yasak, aynalara.
Inemem bahçende talan,
Tam, boş yani bu, derim namussuzun,
Tam, biçagim cehennem gibi güzelken,
Aklima düşüyorsun
Ellerim arik...
Bilmiş
Bütün zulalar
Egri hançer, kara mavzer, kan pusu.
Ve insan düşüncesinin o en orospu,
O en ayip, frengili yemişi,
Çildirtilmiş uranyum
Bilmiş,
Bilsinler!
Sana nasil yandigimi
Uuuuy gelin...
LEYLIM LEYLIM
Işte kan tutmuş korsanlar,
Haramla beslenmiş azgin,
Düzmece peygamberler
Ve cüceleri
Ve igdiş ve aptal kölelerine karşi,
Işte bir kez daha
Bu can bendeyken,
Delin, divanenim işte
Uuuuy gelin...
Bu yasaklar,
Firavun kalintisi.
Yoksun,
Akdan - karadan.
Gizline, canevine kurulu faklar.
Gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
Murdar tutkusuna dünyasizligin,
Gün ola, düşesin bekler.
Düşme!
Ölürüm...
Gözlerinden, gözlerinden olurum.
Leylim - leylim
Ayvalar nar olanda
Sen bana yar olanda.
Belali başimiza
Dünyalar dar olanda.

MERHABA
Gün açar,
Karin verir yagmurlu toprak.
Incesu Deresi, merhaba.
Saçakta serçeler daha çilgindir,
Bulutlarda kartal,
Daha çalimli.
Koparir gögsünden bir dügme daha,
Tezkere bekliyen biri.
Incesu Deresi, merhaba.
Genç bayraklar vardir,
Bariş düşünür,
Kuyularda işçi mavilikleri.
Ben hepsini düşünürüm,
Yirmidört saat
Ve seni düşünürüm,
Karanlik, hirsli...
Seni, cihanlarin aziz meyvasi
Ilan-i aşk makamindan bir misra,
Yeşerip, kimildar içimde,
Düşer aklima gözlerin...
Oysa murad alamam.
Oysa akdan-karadan
Bilirim, payim bu kadar...
Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.
Unutmuş dudaklarim öpmeyi.
Incesu Deresi, merhaba...

ONUR DA AGLAR
Gözlerinin pinarinda
Bir bulut,
Boşandi boşanacak
Nerdeyse.
Aklimdan geçenleri
Okuyorsun su gibi.
Dünya gördü
Bizi bogazladilar...
Tutma gözyaşlarini
Onur da aglar...
Birak yikansin gökyüzü,
Lacivert, yeşil, altin
Işiklari günbatimin.
Işte şafaktayiz gene
Çirilçiplak
Ve mavi.
Işte sanki dag yeli
Ve işte sanki meltem...
Kimse toz konduramaz
Kesip attigimiz tirnaga bile.
Sen en güzel kizisin
Bütün galaksilerin
Bense tözüyüm artik
Akkor tözüyüm
Prometheus´u yakan
Kara sevdanin...
Ne alnimizda bir ayip
Ne koltuk altinda
Sakli haçimiz
Biz bu halki sevdik
Ve bu ülkeyi.
Işte bagişlanmaz
Korkunç suçumuz..
OTUZÜÇ KURŞUN
1.
Bu dag Mengene dagidir
Tanyeri atanda Van´da
Bu dag Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşi
Bir yanin çig tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanin seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzullarin salkimi
Firari güvercinler su başlarinda
Ve karaca sürüsü,
Keklik takimi...
Yigitlik inkar gelinmez
Tek´e - tek dogüşte yenilmediler
Bin yillardan bu yana, bura uşagi
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü degil bu
Gökte yildiz burcu degil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzüç kan pinari
Akmaz,
Göl olmuş bu dagda...
2.
Yokuşun dibinden bir tavşan kalkti
Sirti alacakir
Karni sütbeyaz
Garip, ikicanli, bir dag tavşani
Yüregi agzinda öyle zavalli
Tövbeye getirir insani
Tenhaydi, tenhaydi vakitler
Kusursuz, çirilçiplak bir şafakti
Bakti otuzüçten biri
Karninda açligin agir boşlugu
Saç, sakal bir kariş
Yakasinda bit,
Bakti kollari vurulu,
Cehennem yürekli bir yigit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.
OTUZÜÇ KURŞUN
Düştü nazli filintasi aklina,
Yastigi altinda küsmüş,
Düştü, Harran ovasindan getirdigi tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alninda akitma
Üç topugu ak,
Eşkini hovarda, kivrak,
Doru, seglavi kisragi.
Nasil uçmuşlardi Hozat önünde!
Şimdi, böyle çaresiz ve bagli,
Böyle arkasinda bir soguk namlu
Bulunmayaydi,
Siginabilirdi yüceltilere...
Bu daglar, kardeş daglar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandirmaz adami,
Yanan cigaranin külünü,
Güneşlerde çatal kivilcimlanan
Engeregin dilini,
Ilk atimda uçuran
Usta elleri...
Bu gözler, bir kere bile faka basmadi
Çig bekleyen bogazlarin kiyametini
Karli, yumuşacik hiyanetini
Uçurumlarin,
Önceden bilen gözleri...
Çaresiz
Vurulacakti,
Buyruk kesindi,
Gayri gözlerini kör sürüngenler
Yüregini leş kuşlari yesindi...
3.
Vurulmuşum
Daglarin kuytuluk bir bogazinda
Vakitlerden bir sabah namazinda
Yatarim
Kanli, upuzun...
Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranim çikmaz
Canim alirlar ecelsiz
Sigdiramam kitaplara
OTUZÜÇ KURŞUN
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargisiz
Kirvem, hallarimi ayni böyle yaz
Rivayet sanilir belki
Gül memeler degil
Domdom kurşunu
Paramparça agzimdaki...
4.
Ölüm buyrugunu uyguladilar,
Mavi dag dumanini
ve uyur-uyanik seher yelini
Kanlara buladilar.
Sonra oracikta tüfek çattilar
Koynumuzu usul-usul yoklayip
Aradilar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokumasi al kuşagimi
Tespihimi, tabakami alip gittiler
Hepsi de armagandi Acemelinden...
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bagliyiz
Karşiyaka köyleri, obalariyla
Kiz alip vermişiz yüzyillar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karişir tavuklarimiz
Bilmezlikten degil,
Fikaraliktan
Pasaporta isinmamiş içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayri eşkiyaya çikar adimiz
Kaçakçiya
Soyguncuya
Hayina...
Kirvem hallarimi ayni böyle yaz
Rivayet sanilir belki
Gül memeler degil
Domdom kurşunu
Paramparça agzimdaki...
5.
OTUZÜÇ KURŞUN
Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnimda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşini
Üç nazli selvi,
Ömrüne doymamiş üç dag parçasi.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hisim, daglarin çocuklari
Fransiz Kuşatmasina karşi koyanda
Biyiklari yeni terlemiş daha
Benim küçük dayim Nazif
Yakişikli,
Hafif,
Iyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldirmiş atini.
Kirvem hallarimi ayni böyle yaz
Rivayet sanilir belki
Gül memeler degil
Domdom kurşunu
Paramparça agzimdaki...

ÖYLE YIKMA
öyle yikma kendini
öyle mahsun, öyle garip...
nerede olursan ol
içerde, dişarda, derste, sirada,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne celladin
firsatçinin, fesatçinin, hayinin...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tirnak ile, diş ile
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni!

RÜSTEMO
Modan yaylasina eşkin almadan
Maktela üzerinde sagimiz
Karbeyaz Çermik Daglari
Solumuz kan kirmizisi Firat´tir
Dört mevsim yeşildir orman
Ve toprak çetin
Baharlari aşiretler iner Dersim üstünden
Sürü otlatir.
Odunda
Kömürde
Pamukta
Gönlü bir akarsu gibi alip götüren
Irzdan ve ekmekten yana
Bir kara sevdadir
Yeşil murattir
Ve bundan ötürü tutmuş daglari
Ve almiş yürümüş sulardan öte
Kil çadirlarda maceramiz
Yasak bundan böyle zulüm;
Ve öşür
Ve haraç
Ve angarya
Ve katil
Ve şirkat
Ve talan
Ve küfür kiza kisraga
Yasaktir, emreder Daglar Paşasi
Elinde, affetmez Fransiz üçlüsü...
Gayri malumunuz olsun halim
Hayrola encam
Malum ola
Ayan beyan
Dosta ve düşmana serencam
Önce şeyhülislam fetva buyurur
Katlim dört mezhepte vacip görülür
Sonra saray ferman eyler
Ve kaltak vurulur ordugahlarda
Dar vakit yetiştin tatar agasi
Bir elimde kana batmiş hamaylim
Bir elim derman eyler
Dostooo
Buncasina kavga demezem
RÜSTEMO
Kizanlar idman eyler
Hele sarilmasin dört bir yanimiz
Tamam cümle daglar mevzi almiştir
Ve yatmiş pusuya patikalar
Salavat getirir dag dag taburlar
Narli bahçe üzre kanli bir akşam
Gelen elçi degil
Azrail olsun
Anam avradim olsun kaçarsam.

SEVDAN BENİ
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldim, susuz kaldim,
Hayin, karanlikti gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldim,
Terketmedi sevdan beni...

ŞIIR 1-2
ŞIIR-1
Ve güneş yasak
Duvarlar vardir
Ve korkunçtur yalnizligi ranzalarin
Sen yataginda yanüstü düşmüşsün
Dudaklarinda dost cigaran
Kaysilar belki bu gece çiçek açacaktir
Çalmiş kişlalarin yat borulari
Kalmişsin en güzel kavgalarin haricinde
Kalbin, Zonguldak´ta çökmüş bir kuyu
Kafan, sokak çarpişmasidir Çin´de..
ŞIIR-2
Bir mavi gül bahçesi yorganim
uyku saçlarimin meçhul şarkisi
sonra yastigimda ilk gölgen kizlik
ve ilk unutuluş hürriyet raksi
yumuşakliginda köpükten öpüşlerin
mukaddes günahlar cenneti oda
dikişsiz beyazliginda tüllerin
bir ay süzülecek buluta
ve bir mavi şarap gözlerindeki
musiki gölgelerinde yorgun
sen hep öylesine güzel sevdalim
ben sana Alahsizcasina vurgun


SUSKUN
Sus, kimseler duymasin,
Duymasin, ölürüm ha.
Aymişam yari gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamin altin parçasi.
Seni, dişlerinde elma kokusu
Bir daha hangi ana dogurur bizi?
Ruhum... Misra çekiyorum haberin olsun.
Çarşilarin en küçük meyhanesi bu,
Saçlari yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altinda o ölüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
Ilktir dost elinin hançersizligi...
Agliyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrim, rüya zindan.
Nasil da yillari buldu,
Bir misra boyu maceram...
Bilmezler nasil aradik birbirimizi,
Bilmezler nasil sevdik,
Iki yitik hasret,
Iki parça can.
Çatladi yüregi çakmaktaşinin,
Agiyor gökkuşaklarinin serinliginde
Çaglardir bogulmuş bir su...
Agiyor yeşil.


TOGLIATTI
Palmiro, Palmiro şanli işçi
Sicak yaralarindaki barut kokusu
kesik, analarin sütü
Ve kaçmiştir bebelerin uykusu
Koku katedrallerinde yarimadanin
Gün görmüş meydanlari Roma´nin
Bizimledir
Mavi mavi eser deniz meltemi
Sicilya´nin güneşli kalçalari
Bizimle kartpostal dalginliginda Napoli bahçeleri
Bizden yanadir hava
Bizden yanadir su
Bizden yanadir Sinyor de Gasperi´nin
Ve bütün sinyorlarin korkusu
Ürkmüştür manastir fareleri.


TUTUKLU
Birden
Kurşun yemiş gibi susar
Gözbebeklerine karşi
Susar da
Açilip yol verir şehir
Sade radyolarda bir gamli hava
"Elaziz uzun çarşi"
Firarda gözüm yok
Namussuzum yok
Yok pişmanlik bir halim
Yaslanip bir cigara yakmak isterim
Dumani cevahir deger
Maglup mu desem mahçup mu
Ama ikisi de degil
Ben garip sen güzel
Dünya umutlu
Öyle bir tuhafim bu akşam üstü
Sevgilim
Canavar götürür gibi
iki yanim
Iki süngü.

UNUTAMADIGIM
Açardin,
Yalnizligimda
Mavi ve yeşil,
Açardin,
Tavşan kani, kinali-berrak.
Yenerdim acilari, kahpelikleri...
Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindani.
Gözlerin hani?
"To be or not to be" degil.
"Cogito ergo sum" hiç degil...
Asil iş, anlamak kaçinilmaz´i,
Durdurulmaz çigi
Sonsuz akimi.
Içmek,
Gözlerinde içmek ayişigini.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tilsimina.
Gözlerin hani?
Canimin gizlisinde bir can idin ki
Kan degil,sevdamiz akardi geceye,
Siktikça cellad,
Kemendi...
Duymak,
Gözlerinde duymak üç-agaçlari
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi...
Gözlerin hani?


UY HAVAR
Yanginlar,
Kahpe faklari,
Korku çiglari
Ve irin selleri, aç yirticilar,
Suyu zehir biçaklar ortasindasin.
Bir cana, bir başa kalmişsin vay vay!
Pusatsiz, duldasiz, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim -leylim
Cellat nişangahlar aynasindasin.
Oy sevmişim ben seni...
Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canim...
Çiçekdagi kitlik, kiran,
Gül açmaz, çagla dökmez.
Vurur alnim şakina
Vurur çakmaktaşi kayalariyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarliksiz, kül elenmemiş,
Ne salkim bir bakiş
Resmin çekeyim,
Ne kinsiz bir rüzgar
Misra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...
Ve sen daha demincek,
Yillar da geçse demincek,
Biçkilanmiş dal gibi ayri düştügüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap daglarladir,
Umut, daglarla.
Düşün, uzay çaginda bir ayagimiz,
Ham çarik, kil çorapta olsa da biri
Düşün, olasilik, atom fizigi
Ve bizi biz eden amansiz sevda,
UY HAVAR
Atip bir kiyiya iki zamin
Yarinin çocuklari, gülleri için
Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
Koymuş postasini,
Görmüş restini.
He canim,
Sen getir üstünü.
Uy havar!
Muhammed, Isa aşkina,
Yattigin ranza aşkina,
Deeey, daglari un eder Ferhadin gürzü!
Benim de boş yanim hançer yalimi
Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni...


VAY KURBAN
Daglarinin, daglarinin ardi,
Nazlidir.
Uçurum kiyisinda incecik bir yol
Gider dolana dolana,
Bir hastan vardir, umutsuz,
Belki Ayşe, belki Elif
Endami kuytuda başak,
Memesinin, memesinin altinda,
Bir sanci,
Bir hayin biçak...
Ölüm bu,
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsin, olmuş olacak.
Bir hastan vardir umutsuz,
Hayreti uykularda,
Hayreti soguk sularda.
Gayri, iki korku çiçegidir gözleri,
Iki mavi, kocaman korku çiçegi,
Açar, derin kuyularda...
Daglarinin, daglarinin ardi korkunçtur.
Hiç akil edip de düşünen var mi?
Gün kimin hesabina tutar akşami,
Rahmetinden kim demlenir bulutun,
Hayirli evlat makina
Nasil canavar kesilir.
Kurdun, karincanin rizkini veren
Toprak nasil ayartilir,
Yüz vermez topal öküze,
Ve almaz koynuna kara sabani.
Sepetçioglu´m bir kömür işçişidir,
Mavzer degil, kürek tutar Urfali Nazif
Mal, haraç-mezattir,
Can, pazar-pazar.
Kirmizi, ak ve esmer,
Yumuşak ve sert bugdaylari
Yaratan ellerin sahibidir bu,
Kör bogaz, nafaka ugruna,
Haldan düşmüş, tebdil gezer...
VAY KURBAN
Daglarinin, daglarinin ardi,
Nasil anlatsam...
Agaçsiz, kuşsuz, gölgesiz.
Çirilçiplak,
Vay kurban...
"Kim bu cennet vatanin ugruna olmaz ki feda."
Yigitlik, sen cehennem olsan da bile
Fedayi kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu´dur ol hikayet,
Ol kara sevda.
Seni sevmek,
Felsefedir, kusursuz.
Imandir, korkunç sabirli.
Ipin, kurşunun ragmina,
Yürür, pervasiz ve güzel.
Siradaglari devirir,
Akan sulari çevirir,
Alir yetimin hakkini,
Buyurur, kitabinca...
Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Daglarinin, daglarinin ardinda,
Degil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak bile dargin kalmayacaktir,
Bir tek zeytin dali bile yalniz...
Sikiysa yagmasin yagmur,
Sikiysa uykudan uyanmasin dag.
bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarindan karanlik,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin işiginda yeralti.
Her mevsim daha genç, daha verimli,
Sunar, piril-piril, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadini,
Elimizin hünerinde yeryüzü.
Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
Bir´e on, bir´e yüz´le akşama gebe
Şafakla dogan işgücü.
Yalanim yok, sözüm erkek sözüdür,
Ol kitapta böylece yazilidir,
VAY KURBAN
Ol sevda, böyledir çünkü..

YANLIZ DEGILIZ
Bir ufka vardik ki artik
Yalniz degiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlik
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadir böylesine yaşamak,
Tek başina
Ölüme bir soluk kala,
Tek başina
Zindanda yatarken bile,
Asla yalniz kalmamak.
Şafaklari ben baliga çikarim
Akan akmayan sularda
Benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
Bir bahar akşami dünyada.
Ben dört duvar arasinda degilim
Pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
Karacadag, Çukurova ve Cibalide.
Zehirli kör yilanlari
Ve sitmasiyla
Gün yirmidört saat insan avinda
Karacadagda çeltikler.
Bir kiz çocugunun gözyaşi gibi
- Ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
Sol omzunda nazarlik,
Dag başinda unutulmuş üşümüş,
Minicik bir aşiret kizinin -
Damla-damla, berrak olur pirinci.
Kamyonlarla, katir kervanlariyla
Beyler sofrasina gider...
Çukurovam,
Kundagimiz, kefen bezimiz
Kani esmer, yüzü ak.
Sicaginda sabir taşlari çatlar,
Çatlamaz irgadin yüregi.
Dilerse buluttan ak,
Köpükten yumuşak verir pamugu.
Külhan, kavgacidir delikanlisi,
Ünlü mahpusanelerinde Anadolumun
En çok Çukurovalilar mahpustur,
Dostuna yarasini gösterir gibi,
YANLIZ DEGILIZ
Bir salkim sögüde su verir gibi,
Öyle içten
Öyle derin,
Türkü söylemek, küfretmek,
Çukurova yigidine mahsustur...
Tütünü bilir misin?
"Kiz saçi" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay begenmez,
Üşür
Naz eder,
Darilir
Iki parmak arasinda kiyilmiş,
Bir parçasi var kalbimin
Incecik, ak kagitlara sarilir,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudagina...
Sokaklardan,
Kiyilardan,
Gök mavisinden,
Ekmeginden,
Canevinden ayri düşmeye
Yani bütün hasretlerin kahrina
Ve zehrine çaresiz kalmalarin,
Ilk nefesi Hizir gibi yetişir
Cibalide sarilan cigaranin...
Tütün işçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yigit
Piril - piril namuslu.
Nami gitmiş deryalarin ardina
Vatanimin bir umudu..

YURDUM BENIM ŞAH DAMARIM
Engeregin dişlerine işledim,
Agu dişlerine
Oluklu, çentik...
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars biyigina...
Dagin pulat yüregine işledim,
Şimşegin masmavi usturasina
Sevdani usul-usul
Sevdani misra-misra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarim...
Yücende buzul
Ve kar,
Maviş dag tavşanlari
Gün vuranda alaran
Zemheri yilanlari
Ve yahut bir hişimla
Öyle çakilan
Sonsuzlugun yakişigi kartallar.
...........
Başim gözüm üstünesin
Suskum, avazim üstüne...
Adindan başka silah
Yazgindan başka günah
Daha yazmamiş
Hiçbir gizli dosyada
Hiçbir açik kitapta.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Haberi Paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Arif Aşçı(1958 - .....) Sosyalist Arif Aşçı(1958 - .....) 0 07-03-2011 19:44
Yılmaz Güney Şiirleri Sosyalist Yılmaz Güney 0 28-01-2011 16:37
Melih Cevdet Anday / Arif Damar - Yağmurlu Sokak Sosyalist2 Roman 0 21-12-2010 00:03
Arif Damar Şiirler Sosyalist2 Şiir-A-B-C-D-E-F 0 21-11-2010 20:57
Arkadaş Z. Özger Şiirleri Sosyalist2 Şiir-A-B-C-D-E-F 0 21-11-2010 20:17


18:43


Powered by vBulletin® Version Kapalı
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.